IBPF, Özgün İyi Yönetim Forumu Açılış Konuşması, 1 Nisan 2017

“Saygıdeğer Bakanım,

Değerli Mezunlarımız, Değerli Konuklarımız sevgili öğrenciler;

Boğaziçi Yöneticiler Vakfı tarafından bu yıl 6.sı düzenlenen Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’na hoş geldiniz. Bu benim katılma fırsatı bulduğum 4. Forum. Ama ilk defa  Boğaziçi Üniversitesi mezunlarımızın düzenlediği bu anlamlı forumun açılış konuşmasını yapma onurunu yaşıyorum.

154 yıldır her yıl sayıları artan mezunlarımızın hayatta olanlarının sayısının 100 Bine ulaştığını ve hatta  aşmış olduğunu tahmin ediyoruz. Tabi mezunlarımız bizim için sadece birer sayıdan ibaret  değil. Daha üniversite yıllarında ve hatta öncesinde olağanüstü başarılı olan öğrencilerimiz Boğaziçinde  kendi değerlerine değer katarken üniversiteye de değer kazandırarak mezun olurlar. Bu nedenle üniversitemizde sürekli artan sadece öğrenci sayıları  değil aynı zamanda üniversitemizin değeri, bilimsel ve akademik gücü, görünürlülüğü olmuştur. Peki ama Boğaziçi Üniversitesi nasıl olmuştur da üniversite sınavlarında ilk bin öğrencinin 700’ünün tercih ettiği bir çekim merkezine dönüşmüştür? Bu fark nasıl oluşmuştur?  Bunu sadece güzel tarihi binalara, İstanbul’un ve Boğazın eşsiz güzelliğine mal etmenin biraz  haksızlık olacağını düşünüyorum.

Bu başarının sırrını 154 yıldır üniversitemizin kararlı bir şekilde akılcı, duyarlı, insani, ademi merkeziyetçi, çoğulcu, hür ve  ilkeli akademik duruşunda aramak gerektiğini düşünüyorum.

Bu başarı-

Farklılıktan değer üretmeyi başaran, problemleri bir sonraki aşama için basamak olarak gören, hatasını kritik edebilen bir yaklaşımla mümkündür.

Bu başarı öğrencisine kampüse ilk adım attığı andan itibaren kendisine değer verilen bir birey olduğunu hissettiren hocasıyla mümkündür.

Yine üniversitenin  bu başarısı ancak bu   değerlerle yaşayan ve  her geçen gün daha da bilgilenen, özgüveni artan ve güçlenen öğrencisiyle mümkün olabilir.

Bu öğrenciyi yetiştiren, öğrencisine saygı ve sevgiyle bilgisini aktaran  öğretim üyesi üniversiteyi gerçek anlamda bilim yuvası yapan eko sistemin temel taşıdır. Bilginin aktarımı içinse önce üretilmesi gerekir. Üniversitemizi dünyada ilk 50’ye sokan en güçlü boyutu da araştırmaları ve bunların ürünü olan yayınlarıdır. Bu denli yoğun bilgi ise ancak düşüncelerin, hayallerin özgürce ortaya çıkabildiği, tartışılabildiği ortamlarda ortaya çıkar. Bize, hepimize düşen görev ise bu güzide ortamı korumak ve daha iyiye taşımaktır. Çünkü bu ortamdan donanımlanmış mezunumuz sadece Türkiye için değil tüm insanlık adına fayda üreten üstün yeteneklere sahip bilim insanları, sanayiciler, akademisyenler ve yöneticiler olarak görevler üstlenerek dünyanın dört bir yanına dağılmakta. Bunun en güzel örnekleri sizlersiniz, bugün aramızda bulunan değerli konuşmacılarımız.

İyi yönetime her zaman ihtiyaç vardır. Ama en çok kriz dönemlerinde, savaş ve felaket anlarında iyi yönetim hayati önemi anlaşılır. Ülkemizin son bir yıl içinde maruz kaldığı tehditler ve bunların devam eden riskleri değerlendirildiğinde, her kurumumuz için iyi yönetim bir model tercihi değil bir zorunluluktur. Bazen zor da olsa her zamankinden daha çok cesaretle, akılcı ve vicdanlı yaklaşımlarla hamleler yapmak kurumlarımızı maruz kaldıkları tehditlerden uzaklaştırmak ve bulunduğu konumdan daha ileri daha iyi konumlara taşımak yöneticisinin asli görevidir. Bugün bunu başarıyla uygulayan, başarma yolunda ilerleyen ya da bu yolda ilerlemek isteyenlere yol açan rollerde olan değerli sanayicilerimizden, yöneticilerimizden ve sivil toplum kuruluşlarımızdan  başarı hikayeleri dinleyecek ve onlardan ilham, cesaret alacağız.

Boğaziçi Üniversitesi olarak öncelikli misyonumuz benzer ve hatta daha üstün başarılara imza atacak nesillerin yetiştirilmesidir. Bunda yönetici olarak Rektöre düşen görevler olmakla birlikte, bu görevin başarıyla tamamlanmasında öğretim üyesi, öğrencisi, mezunuyla herkese, hepimize görevler düşmektedir. Bana göre, Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nın bu organizasyona ev sahipliği yapması da bu görev bilinicinin güzel bir örneğidir.

Önceki yıllara göre içinde bulunduğumuz nispeten zor ekonomik şartlara ve siyasi geçiş süreçlerine rağmen Üniversitemizde de, aynı görev bilinciyle, yeni proje hazırlıklarını başlattık. Devam eden projelerimize hız verdik. Kilyos Kampüsümüzde yeni yurtlar, derslikler; Kilyos’ta bir Enerji Teknopark’ı, Kandilli’de devam eden Bilim Teknoloji Binamızın yanı sıra yeni bir Sağlık Teknopark’ı başlatacağımız projelerden sadece bir kaçı. Tabi Hedeflerimiz sadece bilim ve teknoloji yatırımlarıyla sınırlı değil. Şubat ayı içinde, Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Nabi Avcı ve Sayın Kalkınma Bakanımızın Lütfü Elvan’ın himayeleri  ve teşrifleriyle Tarsus’ta Gözlükule Arkeoloji Araştırmaları Merkezimin açılışını yaptık. Tarih ve kültürümüze verdiğimiz önem çerçevesinde Nafi Baba Binamızın da içinde bulunduğu arazimizde tarihi namazgah, müştemilat yerleri tespit edilerek yeni bir restorasyon ve selvi ağaçlarıyla donatılmış bir peyzaj çalışmasını projelendirdik. Her ne kadar  Boğaziçi İmar Müdürlüğü bu projemizi değerlendirmeden reddetmiş olsa da, siz değerli mezunlarımızın desteği ile çevreye, tarihimize ve doğaya saygıyı ilke edinmiş bu projemizin kabul göreceğine ve gerçekleşeceğine inanıyorum.

Spor amaçlı  ve sosyal mekanlar, ulaşım gibi konular da nüfusu 17000’e ulaşan üniversitemiz için geliştirilmesi gereken öncelikli konular arasında yer almakta. Kültür ve spor aktivitelerimize her zaman olduğu gibi, hatta daha fazla önem vererek, mezun kuruluşlarımızın, ilgili bakanlıklarımızın, iş dünyamızın ve STK’ların destekleri ile devam edebiliyoruz.

Her türlü zorluklara rağmen bütün paydaşlarımızla iş birliklerimizin  artarak devam edeceğine ve üniversitemizin başarılı akademik yönetim örneği olmaya devam edeceğine tüm kalbimle inanıyor, bu forumu da misyonumuzu tamamlayan bir etkinlik olarak görüyorum.

Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nu düzenleyen Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’na,  katkılarından dolayı değerli mezunlarımıza, öğrencilerimize, sponsor kuruluşlara,  Foruma katılan değerli konuklarımıza ve tabi ki konuşmaları ve sunumlarıyla bizlere yeni ufuklar açacak, motive edecek  konuşmacılarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.