Enerji Ekonomisi Derneği tarafından düzenlenen Petrol ve Gaz Çalıştayı açılış konuşması, 16 Aralık 2016

Değerli Katılımcılar, Sevgili Öğrenciler

 

2005 yılında kuruluşuna ev sahipliği yaptığımız ve merkezi üniversitemizde bulunan Enerji Ekonomisi Derneği’ne bugünkü çalıştayı düzenlediği için teşekkür ederim.

EED’nin kuruluşunda olduğu gibi üniversitemiz enerji konusunda hep öncü ve yol gösterici çalışmaların içinde olmuştur. Bu misyonun bir parçası olarak Türkiye’nin enerji politikalarında ihtiyaç duyulan araştırmaları yapmak üzere Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi EPAM’I da son dönemde hayata  geçirdik. 

Ülkemizin zor günlerden geçtiği, bulunduğumuz bölgedeki ihtilafların ülkemizi de doğrudan etkilediği bu dönemde EPAM’ın çalışmaları özel bir anlam ve önem taşıyor. Sanayileşme devrinin enerji kaynağı petrolün en geniş rezervlerinin Ortadoğu’da olduğu anlaşıldıktan sonra bu yüzyılın başından beri Ortadoğu temelinde enerji kaynaklarına ve ulaşım yollarına hükmetme amacı olan birçok savaşa sahne oldu. Bugün de Avrasya coğrafyasında temelinde petrol ve gaz kaynaklarına erişim amacı olan savaşlar yaşanıyor. Kuzey Irak’ta, Suriye’de en çetin savaşların yaşandığı yerler; ya enerji kaynaklarının oldugu, ya da rafinerilerin ve enerji piyasalarının bulunduğu bölgeler. 

Türkiye’nin Kuzey, Doğu ve Güney’i dünyanın en büyük ve ucuz üretilebilen petrol ve gaz yataklarıyla çevriliyken Batısı bu kaynakların hedeflediği en büyük ihracat merkezi. Avrupa’da  iki farklı kaynaktan boru hattıyla gaz gelen ülke yoktur. Türk Akımı ve TANAP projeleriyle Türkiye'de bu mümkün olacak ve inşallah İsrail ile işbirliği neticesinde yakın gelecekte Doğu Akdeniz gazıyla üçlenecek. Çalıştayda petrol ve gazda bir taraftan bölgesel gelişmeler, diğer taraftan küresel bakış açısı değerlendirilecek. Bugün burada konuşulanlar Türkiye’nin jeostratejik konumunun daha iyi anlaşılmasına, enerjide potansiyelimizle birlikte fırsat ve tehditlere ışık tıtulmasına aracılık edecek. Yurtdışından gelen önemli konuklarımızla birlikte bu değerlendirmeleri yapacağız. Boğaziçi Üniversitesi olarak böylesine önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapmanın gururu içerisindeyiz. 

Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin ulusal modelleme çalışmarında da öncü Kurum olarak öne çıkmıştır. Türkiye’nin ilk enerji planlama modeli 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilmiştir. Boğaziçi Üniversitesi Enerji Modelleme ekibi 2010 yılında Kalkınma Bakanlığı’na, 2015 yılında da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Ulusal Enerji Modelleme Sistemlerini kurmuştur ve halen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ihtiyaçlarına da cevap verecek en gelişkin standartlarda tümüyle yerli teknoloji bir modelleme sistemi geliştirilmektedir.  Boğaziçi Üniversitesi Enerji Sistemleri Modelleme Laboratuvarı’nda geliştirilen ulusal modelleme sistemleri ile Türkiye’nin Ulusal Bildirimi’nde yer alan enerji ve emisyon projeksiyonları yapılmaktadır. Enerji modellemesinde bugün Türkiye’nin en yetkin kuruluşu olmanın haklı gururunu taşıyoruz. 

Üniversitemizin enerjide öncülük yaptığı alanlar içerisinde modellemeden sonra gelen en önemli konu yenilenebilir enerjidir. Burada uygulama üzerine önemli bir adım attık ve Sarıtepe Kampüsümüzün tüm elektrik ihtiyacını karşılayan bir rüzgar türbini kurduk. Alternatif enerji kaynaklarını geliştirip yaygınlaştırmak için Ar-Ge çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Enerjide araştırma ve uygulamadan sonra eğitimde de yerimizi almak üzere hazırlık çalışmalarımız sürüyor. Yeni bir Anabilim Dalı kurup enerji sektöründe çalışan yöneticilerin ihtiyaç duyduğu kaliteli ve uluslararası standartlarda bir enerji yüksek lisans programını inşallah önümüzdeki yıl hayata geçireceğiz.

 

Çalıştayda ülkemiz ve bölgemiz enerji sorunlarının etraflıca ele alınarak, barışçıl bir dünyayı sağlayacak fikirlerin ortaya çıkması dileğiyle, saygılarımı sunarım.