Rektör’den

Rektör’den…

Merhaba Boğaziçi,

Hayatımın en güzel sekiz yılını geçirdiğim Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmam vesilesi ile hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Gerek özel sektör gerek sivil toplum kuruluşlarında otuz yıllık tecrübemin beni getirdiği noktada, ülkemizin dünyada ilk on ülke arasında olma hedefinin, belki de en önemli bileşenin üst seviye eğitim olduğunu yürekten hissediyorum. Bu sebeple ülkemizin önde gelen üniversitelerinden Boğaziçi’ne dönüş beni her bir zerreme kadar heyecanlandırıyor.Bu kapsamda beni bu göreve layık gören Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın YÖK Başkanımıza içtenlikle teşekkür ediyorum.

Boğaziçi’nde yönetim ve strateji yoğun eğitimim sonrası özel sektörde pratik yapma fırsatı bulmam, ardından farklı üniversitelerde bölüm başkanlığı, dekanlık ve rektörlük süreçlerinde tecrübe kazanmamın, beni bugünlere hazırlayan güzel tesadüfler olduğunu düşünüyorum.

Şu ana kadar elde ettiğim tecrübe ile yaptığım analizde sizlerle Boğaziçi’nin hak ettiği yere gelmesi için üzerinde çalışılması gereken başlıklarından birkaç tanesini paylaşmak isterim:

1-Dünyadaki Yerimiz: Uluslararası üniversite sıralamalarında en etkin iki kuruluş olan THE ve QS’in verilerine baktığımızda, Boğaziçi’nin artık ilk 500’ün dışına düştüğünü görüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinin başında gerileyen uluslararası yayın performansımız var maalesef. Benim hedefim dört yıl içerisinde Boğaziçi’nin ilk 100’e giren ve orada kalabilen ilk Türk üniversitesi olmasıdır.

2-Sektörle İşbirliği: Boğaziçi’nin kamu ve özel sektörle olan yakınlığı alan kaybetmiş ve boşluğu farklı üniversiteler doldurmuştur maalesef. Bu yarışta yeniden aktif olarak çok çalışmamız ve özellikle mezunlarımızın “network”ünü kullanarak avantaj sağlamamız gerekli diye düşünüyorum. Bu sayede Boğaziçi öğrencilerinin, iş ve staj imkanları bulmaları çok daha kolaylaşacak, yapılan projelerle Üniversitemize ek gelir sağlanacak, ve akademik araştırmalar için de gerçek problem alanları saptanacaktır.

3-Girişimcilik: Ülkemizde, son yıllarda hızla yükselen girişimcilik ekosisteminde Boğaziçi’nin hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorum. Sadece öğrencilerimizin değil, hocalarımızın da ürettikleri yeni bilgiyi ticarileştirecek ekosistemin geliştirilmesi, önümüzdeki dört yılda önem vereceğim bir konu olacaktır. Boğaziçi adresli “startup”ların önünü açacak bir ortamı oluşturmak için elimden geleni yapacağımdan emin olabilirsiniz.

4-İnovasyon Ekosistemi: Routledge tarafından basılan ve editörlüğünü yaptığım “Urban Knowledge and Innovation Spaces” başlıklı kitabımda da yer aldığı gibi inovasyonun mekan ile ilişkisinin çok önemli olduğunu bilen biri olarak Üniversitemizdeki mekanların, bizleri sürekli inovasyon yapmaya teşvik edecek hale gelmesini çok önemsiyorum. Bu bakışla mekanların yeniden gözden geçirilmesi ile sizlerin artık Boğaziçi’ne girdiğinizde içinde olmaktan çok daha fazla mutluluk hissedeceğiniz bir hale gelmesi yönünde çalışacağımı belirtiyorum.

Sizlerin önerilerinizle bu listeyi geliştirmek ve birlikte gerçekleştirmek, gelecek günlerde ajandamızın başlıca maddelerini oluşturacaktır.

Değerli Boğaziçi Ailesi,

İnsanlara dokunmayı seven bir mizacım vardır. Bana her zaman sanal ortamda ya da kampüste ulaşabilirsiniz. Sorunların, şeffaf bir şekilde konuşularak çözülebileceğine inanan bir yönetim tarzım vardır. Birlikte konuşarak, en doğruya ulaşıldığını sayısız kere tecrübe etmişliğim vardır. Bununla birlikte, Boğaziçi’nin taraf olmadığı problemlere malzeme yapılması en çok Boğaziçi’ne zarar verir. Unutmayalım ki hepimiz aynı gemideyiz. O sebeple Üniversite olarak bizi asıl işimiz olan bilimsel üretimden uzaklaştıracak her türlü girişime de birlikte karşı gelmemiz gerekir diye düşünüyorum

Yuvaya dönüşümün heyecanı ve mutluğu ile Orta Kantinde yediğim kumpiri, Sosyete Kantin’den çay alıp Manzara’da yudumlamayı ve bu arada kucağıma zıplayıp yediğim her şeye ortak olan kedileri çok özlediğimi söylemek isterim. Güney’de basket oynamayı, Uçaksavar’da kürekçilerle antremana katılmayı, açık havuzda gün batana kadar yüzmeyi de özlemiş olduğumu belirtmek isterim elbette.

Bu vesile ile bir Boğaziçili olarak üzerimde emeği olan, başta Güven Alpay, Deniz Gökçe, Muzaffer Bodur, Hayat Kabasakal, Mustafa Dilber, Özer Ertuna, Refik Erzan, Ayşe Buğra, Ayşegül Toker, Cem Behar ve Taner Bilgiç olmak üzere bugünlere gelmemde emeği olan bütün Hocalarımı da saygıyla selamlıyorum.
 

Prof. Dr. Melih Bulu

Rektör

---------------------

Dear Boğaziçi,

In the wake of my appointment as the rector of Boğaziçi University where I spent the best 8 years of my life, I would like to send my sincere greetings.

Having accumulated 30 years of experience at the private sector and third sector, I truly feel the significanceof education as the most important component for being in the top 10 as a country. For this very reason, returning to Boğaziçi, one of the leading higher education institutions in the country, excites me very much. Taking this opportunity, I would like to express my deep gratitude to the President of Turkish Republic and President of the Higher Education Council.

I believe completing my education focused on management and strategy at Boğaziçi and gaining practical experience in the private sector, coupled with having served as the Department Head, Dean and Rector at different higher education institutions have all paved the way for today’s appointment.

As a result of the analysis I have made based on my prior experience, I would like to kindly share my notes about few of the subjects that need to be addressed in order for Boğaziçi to reach its deserved place:

  1. Global position: We see that Boğaziçi is not in the top 500 of THE and QS rankings which are two of the most influential global rankings.One of the most important reasons for this is - unfortunately - the declining international publication performance. My target for the institution is to be placed in the top 100 and maintain our position as a top 100 institution in the coming 4 years as the first Turkish institution.
  2. Sectoral cooperation:Boğaziçi has lost its proximity to the public and private sectors and other institutions have filled this gap. I believe we should work on this issue and benefit from the networks of our alumni more efficiently. This way we can ease the way for our students in finding work placements and internships besides creating additional funding for our projects and identifying real-life challenges for academic research.
  3. Entrepreneurship: I believe Boğaziçi is not well-situated within the increasing profile of the Turkish entrepreneurship ecosystem as it should be. One of the areas that I will emphasize is the commercialization of not only our students’ but also our faculty members’ knowledge production. I will do my best to promote an environment supporting Boğaziçi addressed start-ups.
  4. Innovation ecosystem: As I mentioned in my book titled “Urban Knowledge and Innovation Spaces”, published by Routledge, and knowing the close-knit relationship between innovation and space, I give great importance to numerous university spaces that influence and boost innovation. For this reason, all university spaces will be reviewed and I hope to work towards making these places more motivating and pleasant.

Working on this list and associated items with your suggestions and support will be on the top of our agenda in the coming days. 

Dear Boğaziçi Family,

I am an approachable character. You can always reach me virtually or personally on campus easily. Having experienced numerous times, I also believe we can transparently work on problems by establishing and maintaining dialogue. In addition to this, I believe putting Boğaziçi at the center of challenges and discussions that it is not really part of, damages the institution. We should always keep in mind that we are on the same boat. For this reason, we should all be against any influence that would refrain us from scientific production.

With great excitement and happiness of returning home, I would like to share my longing for eating Kumpir at OrtaKantin, sipping tea from SosyeteKantin along the view, and sharing my food with the campus cats jumping on my lap. I missed playing basketball in Güney, joining practices of the rowing team in Uçaksavar and swimming in the open-air pool till the sunset.  

Taking this opportunity, as a member of Boğaziçi family, I would like to send my greetings to all my beloved faculty members who have contributed to my education, including GüvenAlpay, Deniz Gökçe, MuzafferBodur, Hayat Kabasakal, Mustafa Dilber, ÖzerErtuna, RefikErzan, Ayşe Buğra, AyşegülToker, Cem Behar and TanerBilgiç.

Prof. Melih Bulu

Rector